Erasmus sırasında yaptığım ilk gezi Polonya dışına değil, Poznań'aydı. Lublin'deki üniversitemin oryantasyon etkinliklerinde tanıştığım üç kız arkadaşla, henüz birbirimizi yaklaşık bir haftadır tanıyorken birlikte konaklamalı bir gezi planladık.
Normal hayatta bir haftadır tanıdığın biriyle kahve içersin. Erasmus'ta ise oturup tren bileti bakarsın, dört kişilik oda tutarsın ve ertesi hafta sonu başka bir şehre gidersin.
İlk gezimizde doğrudan Polonya dışına çıkmak yerine önce ülke içinde seyahat etmeye karar verdik. Böylece tren sistemini öğrenecek, ilk konaklamamızı ayarlayacak ve dört kişi birlikte seyahat ederken işlerin nasıl yürüdüğünü görecektik — küçük bir Erasmus seyahat provasıydı bu.

Lublin'den Poznań'a tren yolculuğu
Poznań'a PKP treniyle gittik. Polonya'da üniversitenin verdiği geçerli öğrenci kartıyla tren biletlerinde yüzde 51 öğrenci indiriminden yararlanabiliyorduk. Bileti indirimli alırken öğrenci seçeneğini işaretlemek yetmiyordu; tren kontrolünde geçerli öğrenci kartını da göstermek gerekiyordu. Kartın arkasında öğrencilik durumunun hangi tarihe kadar geçerli olduğunu gösteren bir işaret bulunuyordu, bu yüzden seyahatten önce kartın güncel olup olmadığını kontrol etmek önemliydi.
Bilet için ödediğimiz tutarı bugün net hatırlamıyorum ama öğrenci indirimi sayesinde normal fiyata göre oldukça uygun bir yolculuk yaptık. Bu gezi, öğrenci kartımın yalnızca üniversiteye girişte kullanılan bir kart olmadığını anladığım ilk deneyimlerden biriydi.
Cuma gününü küçük bir tatile çevirdik
Üniversitemizde cuma günleri ders olmadığı için seyahati cuma-cumartesi olarak planladık. 8 Mart 2024 Cuma sabah erken saatlerde Lublin'den trene bindik, Poznań'a vardığımızda saat yaklaşık 10.00-11.00 civarındaydı. Konaklama girişimiz 15.00'teydi, bu yüzden odaya geçmek yerine hemen gezmeye başladık.
Poznań'daki konaklamamız
Konaklamayı Airbnb üzerinden ayarladık: Rosemary's Private Ensuite Rooms in Old Town. Adresimiz Wrocławska 13'tü — klasik bir daireden çok hostel düzeninde çalışan bir yerdi. Dört kişiye ait özel bir odamız vardı (bir çift, iki tek kişilik yatak), banyo ve tuvalet ortak kullanılıyordu. Çok lüks değildi ama dört kişi için yeterliydi ve en önemlisi konumu çok merkeziydi.
✨ Konaklama detayları
- Giriş
- 8 Mart Cuma, 15.00
- Çıkış
- 9 Mart Cumartesi, 11.00
- Toplam ücret
- 1.812 TL (4 kişi)
- Kişi başı
- ~453 TL
- Konum
- Wrocławska 13, Stary Rynek çevresi
Konaklamanın Stary Rynek'e yakın olması büyük avantaj sağladı — toplu taşıma kullanmadan şehir merkezine, restoranlara ve hareketli sokaklara yürüyebiliyorduk.

İlk durağımız: Stary Rynek
Poznań'a vardığımızda ilk olarak şehrin Eski Pazar Meydanı olan Stary Rynek'e gittik. Meydanın çevresindeki rengârenk binalar, heykeller ve tarihî yapılar daha ilk dakikadan ilgimizi çekti. Dört kişi olduğumuz için fotoğraf çekme süreci biraz uzun sürdü — toplu, tekli, yatay, dikey, yürüyormuş gibi çekilen versiyonlar derken düşündüğümüzden daha uzun süre kaldık ama hiç şikâyetçi değildik.


Ratusz ve Poznań Müzesi
Stary Rynek'i gezdikten sonra meydanın ortasındaki Ratusz'a (Poznań Belediye Binası) girdik. İçindeki Poznań Müzesi'nde tuğla mahzenleri, tarihî heykelleri, eski kapıları ve şehrin geçmişine ait eserleri gezdik. Belediye binasının bazı bölümleri uzun süren yenileme çalışmalarının ardından kısa süre önce yeniden ziyarete açılmıştı — güzel bir tesadüftü.
Poznań Fara
Meydandan sonra pembe ve beyaz renkleriyle dikkat çeken Poznań Fara'ya gittik (tam adı: Basilica of Our Lady of Perpetual Help, Mary Magdalene and St. Stanislaus). Dış cephesi gösterişliydi ama içeri girdiğimizde yapı çok daha etkileyici görünüyordu — yüksek sütunlar, ayrıntılı tavan süslemeleri, altın renkli sunaklar ve büyük bir org vardı.
Poznań gezimizin büyük bir kısmı önceden hazırlanmış katı bir programa göre ilerlemedi. Güzel bir yapı gördüğümüzde "Burası neymiş, içine girelim mi?" diyerek rotaya yeni bir durak ekliyorduk. Fara da bu şekilde geziye eklenen ama en çok aklımda kalan yerlerden biri oldu.

Biraz fazla kilise gezdik
Fara'dan çıktıktan sonra yürümeye devam ettik, yol boyunca farklı kiliseler gördük ve birkaçının içine daha girdik. Arkadaşlarımdan biri kiliselerden birinde dilek tuttu. Bir kiliseye giriyorsun, çıkınca köşeyi dönüyorsun ve daha büyük bir tanesi karşına çıkıyor — Poznań'daki ilk günümüz böylece farkında olmadan küçük bir kilise turuna dönüştü.
Portakal suyu molası
Bir süre sonra yorulup Stary Rynek yakınlarındaki bir mekâna oturduk. Ben portakal suyu içtim ve yanında küçük bir şeyler yedim — sabah erken trene binmiş, şehre varır varmaz yürümeye başlamış ve henüz odaya bile giriş yapmamıştık, mola gerçekten gerekiyordu.

Ostrów Tumski çevresi
Şehir merkezinden sonra Ostrów Tumski tarafına geçtik; tarihî kiliselerin ve katedral yapılarının bulunduğu bölgede yürüdük. Stary Rynek'in renkli ve hareketli atmosferinden sonra bu bölge daha sakin ve tarihî hissettiriyordu. Nereye gideceğimizi her dakika önceden bilmiyorduk — güzel bir sokak gördüğümüzde yönümüzü değiştiriyorduk.

Malta Gölü
Öğleden sonra Malta Gölü'ne geçtik. Şehir merkezinde saatler geçirdikten sonra göl kenarında yürümek çok iyi geldi — suyun çevresinde dolaştık, fotoğraf çektik ve biraz dinlendik. Poznań'a yalnızca Stary Rynek için gelmiş olsaydık, şehrin bu sakin ve yeşil tarafını kaçırmış olacaktık.
İlk gün programımız oldukça yoğundu: sabah tren yolculuğu, şehir meydanı, müze, kiliseler, farklı mahalleler ve ardından göl. Bunu bilinçli şekilde mi planlamıştık? Hayır. Ama günün sonunda neredeyse küçük bir maraton tamamlamıştık.

Odaya giriş ve akşam Stary Rynek
Akşam konaklama yerine giriş yaptık, bütün gün yanımızda taşıdığımız eşyaları bırakmak büyük bir rahatlamaydı. Biraz dinlendik, üzerimizi değiştirdik ve kısa süre sonra tekrar dışarı çıktık — Poznań'da yalnızca bir gecemiz vardı ve "hazır buraya kadar gelmişken" cümlesi devreye girdi.
Akşam Wrocławska, Piekary ve Stary Rynek çevresinde yürüdük. Gündüz renkli ve tarihî görünen merkez, akşam ışıklar ve kalabalıkla tamamen farklı bir atmosfere bürünmüştü. Piekary çevresindeki Starbucks'a oturup kahve ve bir tatlı aldım — bütün gün kilometrelerce yürüdükten sonra aradığım şey özgün bir gastronomi deneyimi değil, oturacak bir sandalye, sıcak bir kahve ve şekerdi. Bazen gerçek öğrenci seyahati tam olarak budur. Gece 12'ye doğru konaklama yerine döndük ve uyuduk.
İkinci gün: Palmiarnia Poznańska ve Zamek
Ertesi sabah ilk durağımız, Wilson Parkı içindeki Palmiarnia Poznańska oldu — tropikal bitki ve akvaryum seraları. Bir gün önce açık havada yürüyerek geçirdiğimiz için ikinci güne sıcak ve kapalı bir mekânda başlamak iyi geldi. Akvaryumların ve bitkilerin arasında dolaşıp yaklaşık bir saat zaman geçirdik.
Sonra Centrum Kultury Zamek'e gittik — dışarıdan büyük bir saray gibi görünen, kültür merkezi olarak kullanılan tarihî bir yapı. Yapının dışını, avlusunu ve çevresini gezdik; büyük taş cephesi bir gün önce gördüğümüz renkli binalardan tamamen farklıydı.

Yeniden Stary Rynek ve Lublin'e dönüş
Zamek'ten sonra son kez Stary Rynek'e döndük, tekrar fotoğraf çektik ve ben yine portakal suyu içtim — farklı günlerde iki kez portakal suyu içmiş oldum, Poznań gezimi tek bir içecekle özetlemem gerekseydi kesinlikle o olurdu. Meydanda Poznań'ın ünlü keçi figürleriyle de fotoğraf çektik — şehrin en bilinen simgelerinden biri olduğu için neredeyse zorunlu bir görev gibiydi. Öğleden sonra trene binip Lublin'e döndük ve Erasmus dönemimdeki ilk şehir gezisi tamamlanmış oldu.
Bu geziden çıkardığım anlam
Poznań seyahati yalnızca yeni bir şehir gördüğümüz kısa bir hafta sonu değildi. İlk defa arkadaşlarımla birlikte tren bileti aldım, öğrenci indirimini kullandım, konaklama ayarladım, ortak banyolu bir yerde kaldım, başka bir şehirde iki günlük bir rota uyguladım ve plansız durakları geziye ekleyerek birlikte seyahat etmenin nasıl bir şey olduğunu deneyimledim.
Henüz Erasmus'un başındaydık, birbirimizi yeni tanıyorduk. Poznań bize başka bir şehre gidebildiğimizi, konaklamayı çözebildiğimizi ve bir şeyler planladığımız gibi gitmese bile kendi başımıza devam edebildiğimizi gösterdi. Bu geziden sonra yeni bir şehre gitmek daha az korkutucu gelmeye başladı.

📝 Yakında ayrı yazılar olarak genişletilecek konular
Polonya'da öğrenci tren indirimi nasıl kullanılır, Stary Rynek ve Malta Gölü gezi rehberleri, ortak banyolu hostelde kalmadan önce bilinmesi gerekenler ve arkadaşlarla ilk Erasmus gezisi nasıl planlanır gibi başlıklar bu hikâyeden yola çıkarak ileride ayrı, kanıt-tabanlı rehberlere dönüştürülecek.
🎒 Tekrar yapsam…
- İlk seyahati ülke içinde yapmak iyi bir prova olabilir — tren sistemini, öğrenci indirimini ve birlikte rota uygulamayı öğrenmek için.
- Merkezî konaklama gerçekten önemli: banyo ortak olsa bile, merkeze yürüme mesafesinde olmak akşam tekrar dışarı çıkmayı kolaylaştırıyor.
- İndirimli bilet aldıysan öğrenci kartını yanında taşı — yalnızca indirimli bileti satın almış olmak yeterli değil, kontrolde kartı göstermen gerekiyor.
- Fotoğrafın yanında küçük notlar da tut — mekân adı, fiyat ve kısa bir not yazmak hikâyeyi çok daha ayrıntılı saklıyor.
- Her anı kusursuz planlamak gerekmiyor — plansız duraklar ve yolda değişen kararlar bazen gezinin en akılda kalan parçaları oluyor.